





![]() | Bugün | 69 |
![]() | Dün | 62 |
![]() | Bu Hafta | 777 |
![]() | Bu Ay | 434 |
Bir Yılda Neler Yapmışız Bazılarını Hatırlayalım...
Topaltı İlköğretim Okulunda Satranç Var
9 Eylül Satranç Derneği, Sarıkamış İÖO, Kemal Reis İÖO ve Murat Reis İlköğretim Okullarında düzenlediği satranç turnuvalarından sonra bu kezde Konak Ballıkuyu'da bulunan Topaltı İlköğretim Okulu'nda satranç turnuvası gerçekleştirdi. Topaltı İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Hüda Bacaksız'ın egzersiz çalışmaları kapsamında yetiştirdiği 12 satranç oyuncusu arasında gerçekleştirilen turnuvada dereceye giren öğrenciler sırasıyla ;
1.Mustafa AKSU 2.Mert CEYLAN 3.Bünyamin SAĞLAM 4.Yusuf ÖZTÜRK 5.Dılagır KAHRAMAN En iyi bayan oyuncu: Bedia ORAL olmuşlardır.
Başarılı olan sporculara 9 Eylül Satranç Derneği'nin hazırladığı madalyalar verildi. Dereceye girenler 9 Eylül Satranç Derneği'nde kurs hakkı kazandı.
Devamını oku...Bir Kitap : Son Hamle - Ronan Bennett
Nisan-Mayıs 1914' te Sen Petersburg'da büyük bir satranç turnuvası düzenlendi. Maçlar Siegberg Tarrasch'ın notlarını eklediği turnuva kitabında basıldı. ( yeniden basımı 1993 'te Caissa tarafından) Ama o turnuvada Abram Çilovitz Rozental adında bir katılımcı yoktu. Satranç meraklıları, onun kiminle benzeştiği hakkında bir fikir yürütebileceklerdir."Yıl 1914; Sen Petersburg. Bolşevik Devrimi öncesinde devrimci gruplarla çar taraftarlarının çatıştığı çalkantılı bir dönem. Kent önemli bir organizasyona, büyük bir satranç turnuvasına ev sahipliği yapıyor. Kendi de amatör bir satranç oyuncusu olan psikanalist Dr. Spethmann, turnuvanın en önemli oyuncularından Rozental'i hastası olarak kabul eder. Bu noktadan itibaren kendini Bolşevik devrimcilerin, çar sempatizanlarının, Yahudi düşmanlarının ve gizli polis örgütü Ohranka'nın karıştığı bir komplonun içinde bulur. Kızıyla birlikte bu çıkmazdan kurtulmak için bir satranç ustası gibi düşünüp, ustalıkla ilerlemek zorundadır. O dönemin havasını iyi yansıtan bir roman."
Son Hamle- Ronan Bennett
Özgün adı: Zugzwang
Çeviren: Suat Ertüzün
Turkuvaz Kitap
Basım Yılı: Şubat 2010
295 sayfa 22 TL Devamını oku...
Satranç Ve Eğitim
Satrancın; çocukların zekâsını, hayal gücünü, şekil ve uzay bilgisini, analiz ve sentez yapma özelliklerini, planlama yeteneklerini, kavrama güçlerini, sözlü muhakemelerini, hafızalarını, problem çözme kapasitelerini, hızlı ve mantıklı düşünebilme karar alabilme süreçlerini olumlu etkilediği bilimsel deneylerle ispatlanmıştır. Bunun sonucu başta Rusya, ABD, Venezüella, Bulgaristan, İzlanda, Kanada ve ispanya gibi ülkeler olmak üzere 30 ülkenin okullarında ders olarak okutulması sağlanmıştır. Diğer ülkelerde de satranç, devletin ilgili birimleri tarafından gelişmesi için desteklenmektedir.
Bağımsız bir etkinlik olarak satranç, bireyin eğitiminde son derece ilgili ve yararlı bir duruma getirilebilir. Yeteneği ve zekâsı ne olursa olsun birey nezdinde yararı olduğu kabul edilir. Satranç bireye kazandırdıkları pozitif etkilerle, yetenek ve zekâ ayrımı yapmadan bireyin eğitiminde fonksiyonel bir rol oynayabilir
Bilindiği üzere matematik, hem sosyal bilimler hem de fen bilimleri eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır ve matematik ile satranç arasında da ciddi bir ilişki söz konusudur işte bu ilişki üzerine çalışan ve bu ilişkinin bütün yanlarını konu edinen ve bu alanda bağımsız bir çalışması bulunan Gik, önemli sonuçlara ulaşmıştır (Gik, 1983).

ABD'nin satranç eğitimine verdiği önem, özellikle son yirmi yılda dikkati çekmektedir. Birçok eyaletinde satranç okul müfredatının bir parçasıdır ve çok sayıda satranç merkezleri bulunmaktadır. Özellikle Üniversite satrancında kayda değer gelişmeler yaşanmıştır Başta Virginia Tech, Texas Browsville, South Dakota, Sounth Carolina, Maryland Baltimore Country, Oberline College, MIT, Harward, Colombia Buchnell, Tulane, Dallas Teksas ve Teksas A&M Commerce üniversiteleri olmak üzere daha birçok üniversitede öğrenciler satranç öğrenmektedir.
1969 yılında, 40 Dünya Satranç Kongresi açılışında konuşan Berlin Humbold Üniversitesi Felsefe Okulu Dekanı Dr Hans Klaus 'Satranç, insan bünyesinin düşünme metotlarını geliştirmesine yardım eder. İlkokul yıllarından itibaren satranç öğrenmek ve oynamak faydalıdır. Resmi öğretim süreci yerine, bir şeyi oynayarak öğrenmek her çocuk için daha keyiflidir. Çocuklarımızın okul hayatında ilerlemeleri için onlara satranç öğretebiliriz' demiştir.
Satranç bilen öğrencilerin Torrance yaratıcı düşünce testlerinde ve Watson Glaser eleştirel düşünce testlerinde daima yüksek sonuçlar aldıkları görülmüştür.
Dr Calvin F Degermond, satranç üzerine yaptığı uzun süreli araştırmalar sonucunda; satrancın zekâyı, estetiği, sporu, karar almayı, azim ve konsantrasyonu geliştirdiğini belirtmiştir. Satranç yaklaşık 50 yıldır Rus okullarında ders olarak okutulmaktadır. Çocukların problem çözme ve muhakeme yeteneklerine sağladığı katkı birçok ülkede kanıtlanmıştır.
1973-1974 yıllarında o zamanki adıyla Zaire'de (Kongo Demokratik Cumhuriyeti) Dr Albert Frank tarafından gerçekleştirilen araştırmaya 16-18 yaş grubundan toplam 92 öğrenci katılmıştır. Çalışma sonunda satranç eğitimi alan deney grubu, idari yetenek, matematik ve sözlü beceride kontrol grubuna oranla daha başarılı olduğu ortaya çıkmıştır.
1974-1976 yıllarında Belçika'da Assenede Belediye okulunda gerçekleştirilen çalışmalara 10 yaş grubundan toplam 40 çocuk katılmıştır. Deney ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılan öğrencilere 5. ve 6. sınıfın sonlarında J Piaget'in kavrama gelişimi testleri uygulanmış ve istatistiklerin neticesi satranç öğrencilerinin lehine çıkmıştır.
Yine Çin Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr Yee Wang Fung tarafından üniversitenin sayısal bölümlerinde okuyan öğrenciler üzerinde yaptığı deneylerinde, satranç eğitimi alan öğrencilerin matematik ve fen dersleri sonuçlarında ortalama % 15'lik bir artış sağladıklarını ortaya çıkarmıştır.
1979-1983 yılları arasında ABD'nin Pensilvanya eyaletinde gerçekleştirilen çalışmalarda, satranç eğitimi alan deney grubu, diğer kontrol gruplarının tümünü düşünsel gelişim programlarında geride bırakmıştır. Araştırmalarda Watson-Glaser ve Torrance test teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarının açıklanmasıyla Pensilvanya eyaletinde pilot okullarda satranç dersi uygulaması başlatılmıştır.
1979-1983 yılları arasında, bu kez Dr Robert Ferguson ESEA kod IV-C isimli ve federal olarak desteklenen " Eleştirel ve Yaratıcı Düşüncenin Satranç Yoluyla Geliştirilmesi" konulu projeyi hazırlamıştır. Bradford bölgesi okullarından seçilen 7, 8 ve 9. sınıf öğrencilerinin katıldığı deneyin 32 hafta sonrasında yapılan Watson-Glaser eleştirel düşünce testleri sonucunda satranç grubu birinci olmuştur.
1979-1983 yılları arasında Venezuela'da "Düşünmeyi Öğrenme Projesi" isimli çalışma, satrancın zekâ seviyesini arttırıp arttırmadığını hedeflemiş, araştırmaya tümü 2. sınıf öğrencisi 4266 kız ve erkek çocuk katılmış, hemen hemen her sosyo ekonomik düzeyden ailelerin çocukları bu projede yer almıştır. Araştırma sonucunda, satrancın metodolojik bir şekilde öğretilmesiyle küçük yaş gruplarındaki tüm öğrencilerin IQ 'sunu arttırdığı belirlenmiştir.

Toplumun bir üyesi olarak bireye kazandırdıkları konusunda genel olarak şunları ifade edebiliriz:
a)Zihinsel gelişime pozitif katkılar yapması
b)Muhakeme gücünü artırması
c)Analiz-sentez yapma becerisi
d)Yaratıcılığı teşvik etme
e)Strateji geliştirme
f)Fotografik hafızanın gelişimine katkı sağlama
g)Oyun sürecinde asla şiddet üretmemeye ilişkin bilinç
h) Hayal gücünü, şekil ve uzay bilgisini, planlama yeteneklerini destekleme
i) Problem çözme kapasitelerini artırma
j) Hızlı ve mantıklı düşünebilme-karar alabilme süreçlerini geliştirme
k) Neden sonuç ilişkisini kavrama
l) Sakin ve soğukkanlı olmayıöğretme
m) Rakibine saygılı olmayı temel alan bir centilmenlik
n) Risk alma
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE SATRANÇ
Üstün yetenekli çocukların eğitimi, özel konumlarından dolayı eğitim önceliğine sahip olmalıdır (MEB, 1991:57-58) Bu potansiyelin eğitimi birçok açıdan önemli ve stratejik görülmektedir (Bilgili, 2000:63-68) Üstün ve özel yetenekli çocukların eğitiminde birçok araç zenginleştirici ve tamamlayıcı olarak kullanılabilir Bunlardan biri de satrançtır
Olimpos Dağında Satranç Turnuvası
Zeus; Olimpos Dağı’nda, diğer tanrılarla sohbet edip yeryüzünü seyrederek insanoğlunun yaşamlarıyla meşgul oluyordu.Olimpos’ taki tanrıların çoğu, insanların yaşadıkları olaylara duyarsız kalırlardı.Bazen kendi aralarında yaşadıkları sorunların sonuçlarını da insanlara yüklerlerdi.
İçlerinden en zararlısı ise Ares’ti. Birazcık insanları mutlu görsün, hele ki ülkeler arasında barış rüzgarları essin,o anda kendi varlığını sorgular kim olduğunu göstermek için insanların birbirine girmesini,dereler gibi kan akmasını sağlardı. Çünkü Ares savaş tanrısıydı.
Aslında "sonsuz yaşam“ tanrılar için çok sıkıcıydı. Onlar gün gelir yeryüzüne iner ve halkın arasında gezinerek uyum sağlamaya çalışırlardı. Ama ne zaman işlerine gelmeyen durum ortaya çıksa, öfkelerinden kim olduklarını küstahça sergilerlerdi.
Devamını oku...9 Eylül'den Yeni Haberler
Teknoloji, işleri azaltıp hayatı kolaylaştırsada çağımızda zamansızlık en başta gelen sorunlardan biri. Sitelerin iletişim formları, telefon numaraları, çağrı merkezleri, yorum bileşenleri, mail, msn adresleri, güvenlik prosedürleri, doğrulama kodları girmek insanları giderek yoruyor. Sitelerin yöneticileri kendi kıt zamanlarının deneyimiyle ziyaretçileriyle iletişimleri önündeki zaman kaybettiren engelleri aşmak için çalışıyorlar.
Birinci yıl dönümümüz yaklaşırken yaygın bir şekilde hayatımıza girmiş olan ve her yaştan kullanıcısı bulunan sosyal paylaşım sitesi facebook ve sitemizi ilişkilendirmeye karar verdik. Satranç camiasında var olan birbirinden bağımsız siteler ve facebook gruplarının, resmi sitelerin de giderek sosyal paylaşım ağları aracılığıyla birbirlerine entegre olacağını düşünüyoruz.
Artık içeriklerin altında facebook'ta paylaş simgesi olacak.
![]()
9 Eylül Satranç Derneği 1. Olağan Genel Kurulu Bugün
DAVET
9 Eylül Satranç Derneği'nin bugün saat 18:30 da dernek merkezinde yapılacak 1. Olağan Genel Kuruluna tüm satrançseverler davetlidir.
Devamını oku...Babalar Gününüz Kutlu Olsun

Abdullah İlhan'ı Saygıyla Anıyoruz.

SENİ UNUTMADIK...
3 Ocak 2008 günü yitirdiğimiz değerli antrenör, İzmir'in ve Türkiye'nin gururu olmuş nice satranç sporcusunun HOCA'sı, Abdullah İlhan'ı, aramızdan ayrılışının 2. yıldönümünde, adına düzenlenen turnuva ile andık.
Abdullah İlhan'ın yaşam öyküsü >>
Turnuva sonuçları haberin devamında... Görsellere 2 Albümde 52 adet resim eklendi...
Ali Ulusoy'dan Dama Literatürüne Yeni Bir Katkı
Osmanlı Döneminden Günümüze Dama

İzmir'in Satranç Hakemi ve satranç oyuncusu Ali Ulusoy'un,10 yıl süren araştırmasının eseri olan "Osmanlı Döneminden Günümüze Dama" adlı eseri yayınlandı.
Geçmişten günümüze aktarılan oyunlar,açmaz, hurda, çarpma ve kombinezonlar ile askılı oyun tekniklerine geniş yer verilen kitap 1125 sayfayla ansiklopedi niteliğinde.
Satranç Notasyonu tekniğinin uyarlanmasıyla yayınlanan eser, yayınlanan dama yapıtları arasında aynı zamanda ilk olma özelliği taşıyor.
Devamını oku...
Pırıltılı Resimler 2010 - 01
Sibel, Buse, Arda, Emre ve Tarkan'dan yeni resim çalışmaları





Devamını oku...
Satranç Oynamaktan Korkan Minik Yürek
Uzun kahverengi saçları ve pespembe yanaklarıyla ne kadarda sevimli ve mutlu görünüyordu. İlköğretim 5. sınıf öğrencisi olan Mine eve okuldan gelir gelmez, satranç tahtasının başına geçer saatlerce çalışır zamanın farkına bile varmazdı. Evet bu oyunu çok sevmişti ve büyük keyif alıyordu.
Ta ki ailesinin Mine'den beklentileri artıncaya kadar…
Mine'nin gülen gözleri gülmez olmuştu.Derslerindeki notları yüksek tutma çabası artık yoruyordu küçücük bedenini....
Belki de bu yüzden sevmişti satrancı… Aklını meşgul eden, onu biraz da olsa ağır yüklerinden uzak tutmuştu. Aslında mutluydu. Siyah ve beyaz taşların arasında sadece kendi karar verebilirdi. Doğrusu ya da yanlışıyla kimseye ait değildi satrançtaki dünyası…
Devamını oku...Kitap Okuyalım
Çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde kitabın rolü çok büyüktür. Özellikle de çocuğunuz konuşmayı öğrenirken ona kitap okumak çok önemlidir. Bir çocuğun kitapla ilişkisi çocuk okumayı öğrenmeden önce başlamalıdır. Zira çocuklarla kitapların ilişkileri bebeklik döneminde başlar. Çocuk kitabı anne ve babası kendisine masal okurken tanır çocuk kitabı. Daha sonra ise çocuklar renkli ve resimli kitaplara yönelir çocuklar.

Anne ve babanın çocuklarına kitap okumasının yararları şöyle sıralanabilir;
• Kendisine kitap okunan çocukların yaratıcıkları ve hayal güçleri zenginleşir.
• Çocuklar gelişmiş kelime hazinesine sahip olurlar.
• Kendisine kitap okunan çocuklar hem farklı cümle kurulumlarını tanımış, hem de görsel olarak birçok kez harfleri tanıma imkânına sahip olmuş olacakları için ilköğretime geçtikleri dönemde dilbilgisi öğreniminde diğer çocuklara oranla daha rahat olurlar.
• Çocuklar, kitap okumanın keyfine varırlar, böylece ileri yaşlarında kitap okumaya daha eğilimli olurlar.
Yapılan araştırmalarda, araştırmacılar, kitap okumaya ne kadar erken başlanırsa o kadar etkili gelişimsel sonuçlar elde edileceğini vurgulamaktadır.
Kitap okumanın yararları sayılarla ifade edilirse;
• Çocuğunuza günde 30 dakika kitap okursanız, çocuğunuz 5 yaşına gelince 900 saat kitap okuması dinlemiş olacak.
• Çocuğunuza haftada 30 dakika kitap okursanız, çocuğunuz 5 yaşına kadar 130 saat kitap okuması dinlemiş olacak.
• Çocuğunuza haftada 30 dakikadan az kitap okursanız, çocuğunuz 5 yaşına kadar 60 saat kitap okuması dinlemiş olacak.
Çocukların kitaplara dokunması ve sayfalarını karıştırması bile önemlidir. Çocukların yaş gruplarına göre hoşlandıkları kitaplar ise şöyledir;
2 Yaş: 2 yaşından itibaren çocuklar tamamı resimli kitapları ve kitap sayfalarını karıştırmayı seveceği için ona bu yaşlarda resimli kitaplar alabilirsiniz.
3-4 Yaş Grubu: Bu yaşlardaki çocuklar kendilerine resimli, öykü kitaplarının okunmasından hoşlanırlar. Özellikle neşeli ve komik kitapları çok severler. Bu yaşlarda kitap çocuğuz ve sizin aranızda bir sohbet unsuru olacaktır. Onunla resimler hakkında konuşabilir ve iletişim becerilerinin gelişmesine yardımcı olabilirsiniz.
6-9 Yaş Grubu: Bu gruptaki çocukların hayal gücü gelişmiştir ve güzel-çirkin, iyi-kötü kavramlarını yavaş yavaş düşünmeye başlarlar. Bu yaş grubundaki çocuklar, kısa ve bol resimli doğa-hayvan kitapları, kahramanlık-macera temalı dergiler ve peri masallarından hoşlanırlar.
10- 12 Yaş Grubu: Bu dönemde çocuklar gerçekleri fark ederler ve çevrelerinde yaşayamayacakları şeyleri bilmek isterler. Bu çağda çocuklar gerçeklerden soyutlanıp macera dolu bir dünyaya girebildikleri Robinson ve Gulliver gibi serüven dolu kitapları okumaktan hoşlanırlar.
12 Yaş ve Üzeri: 12 yaşında çocuklar Türk ve Dünya Klasikleri ile tanışırlar. Bu yaştan sonra çocuklar okumaya devam ederler.
Pek çok anne baba çocuklarının kitap okuma alışkanlığı edinmesin isterler. Kitap okuma alışkanlığının çocuğun içinden gelmesini beklememek ve onu kitap okumaya teşvik etmek gerekmektedir. Okuma alışkanlığı ailede ve okulda edinilir.
Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için izleyebileceğiniz yollar şöyle sıralanabilir;
• Anne ve babasını kitap okurken görüp, model alan çocuklar kitap okuma alışkanlığını daha kolay edinebilirler. Bir anne ya da baba olarak çocuğunuzun önünde kitap okuyarak örnek olmalısınız.
• Evinize günlük gazete ya da dergi almak ve çocuğunuzun önünde gazetenizi ya da derginizi okumak onu okumaya teşvik etmenize yardımcı olacaktır. Bununla birlikte gazete ve derginizdeki, çocukları ilgilendiren yazıları onlarla paylaşmalı ve onların dikkatini çekmelisiniz.
• Çocuklar uyumadan sizinle vakit geçirmek isterler. Yataklarındayken dikkatlerini sadece size yöneltmiş durumda olan çocuğunuza keyifli bir hikâye okuyarak onun okumanın tadına varmasını sağlayabilirsiniz. Önemli olan kitaptaki konuya çocuğunuzun ilgisini çekebilmektedir.
• Kitap okumak görev ya da zorunluluktan ziyade zevk alınan bir aktivite haline getirilmelidir. Çocuğunuza kitap okumaktan zevk aldığınızı belli etmelisiniz. Bunun için okuduğunuz bir kitaptaki olayları kendi aranızda canlandırabilirsiniz. Çocuğunuzun kitaptaki kahramanların rollerini paylaştırmasını sağlayıp olayları canlandırabilirsiniz.
• Kitaplardaki hikâyeleri resmetmek ya da resimlere bakarak hikâyeler yaratmak da çocuklarınıza ilginç gelebilir.
• Evde okuma ortamı yaratacak bir sessizlik olması ve kitaplarla dolu kitaplıklar da çocuğun okumayı sevmesine yardımcı olur. Hatta mümkünse kitaplıktan bir bölüm çocuğa ayrılabilir ya da ona özel kitapların olduğu yeni bir kitaplık oluşturulabilir.
• Çocukla aynı kitabı okuyup daha sonra tartışmak da kitaba olan ilgiyi pekiştirir. Tartışırken çocuklara; Kitap sence neyi anlatıyor? Kitapta senin için en etkileyici bölüm neresiydi? Kitaptan çıkarılabilecek sonuç nedir? En çok hangi karakteri sevdin? ve Kitabın sonu sence nasıl daha farklı bitebilirdi? gibi sorular sorulabilir.
• Çocukla birlikte kitapçılarda vakit geçirilmesi, kitap alışverişleri yapılması, kitap fuarlarının gezilip son çıkan kitapların incelenmesi, yazarlarla küçük söyleşiler yapılması ve çocuğun adına kitap imzalatılması da çocuğun kitapla ve yazarla olan ilişkisinde önemli bir yer tutar.
• Çocuğu kütüphane üyesi yapmak, onunla kütüphaneye gitmek ve onun kütüphaneden ödünç kitap almasını sağlamak kitapla ve kütüphaneyle olan bağının güçlenmesini sağlar.
• Kitap seçerken çocuğun gelişimine uygun içerik ve dilde yazılmış olmasına, nasihat verme kaygısı gütmemesine, sürükleyici ve eğlenceli kitaplar olmasına dikkat edilmelidir.
9 EYLÜL SATRANÇ DERNEĞİ KÜTÜPHANESİ
Kulübümüzde dernek üye çocuklarının bağışları ile bir çocuk kütüphanesi oluşturulmuştur. Kursiyerler ödünç alma kurallarına uyarak kütüphanemizden yararlanabilirler.
Kitapla ilgili bir konuyu da tartışmaya açmak istiyoruz: Çocuklara kitap okutmak,kitap okumayı sevdirmek amacıyla yapılan "özet çıkartmak" gerekli midir? Çocuğu kitap okumaya karşı soğutur mu?
Yorumlarınızı bekliyoruz.
Devamını oku...Türklerde Çam Bayramı
Altay'da çam ağacının her zaman esrar dolu bir güzelliğe sahip olduğu kabul edilmiştir.Çam, mızrak gibi, çok zarif bir ağaçtır. Çam ağacı eski zamanlardan beri Türklerde kutsal sayılıyordu. Bu ağacın "eve girmesine izin veriyorlardı". Üç dört bin yıl önceleri, yani insanların çoktanrılı dinlerin tanrılarına inandıkları çağlarda, çam ağacını ululamak için bayramlar yapılıyordu.
Öncelikle de bayram yerinin merkezinde, yani tanrıların ve ruhların dinlenme yerinde yaşayan Yersu'ya adanırdı. Yersu'nun yanında, aksakallı Ülgen vardı. İnsanlar, Ülgen'i her zaman zengin ve gösterişli, kırmızı bir kaftan içinde düşünüyorlardı. Ülgen, aydın ruhların önderi idi. Yeraltındaki altın çitli altın sarayında, altın bir tahtta oturuyordu. Güneş ve Ay, O'nun emri altındaydı.
Pırıltılı Resimler Nisan 2010
| 23 NİSAN Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç Nisan, Hep neşeyle doluyor insan. İşte, bugün bir meclis kuruldu, Sonra hemen padişah kovuldu. Bugün yirmi üç Nisan, Hep neşeyle doluyor insan. Bugün, Atatürk'ten bir armağan, Yoksa, tutsak olurduk sen inan. Bugün yirmi üç Nisan, Hep neşeyle doluyor insan. Saip EGÜZ |
![]() |

Devamını oku...
Çocuklar İçin Bir Kitap: Kim Haklı Kim Haksız
İzmir Çocuk Ligi'ne ait iki tablo arasındaki dört farkı bularak sonucu bize ulaştıran kişiler arasında çekilen kura sonucunda, bir kişinin almayı hak kazandığı Metin Hakyeri'nin çocuklar için “Adım Adım Felsefe-Kim Haklı Kim Haksız” kitabından alıntılar:
"....Hiç kimsenin haksızlığa uğramamasına, herkesin hakkını almasına adalet diyoruz.
Adalet yasalarla, kurallarla kazanılan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması anlamına geliyor.
Burada temel ölçü istediklerimizin yaptıklarımızın başkalarına, sadece başkalarına da değil çevremizdeki hiçbir şeye zarar vermemesi... Hatta doğaya bile..
Şirinler Satranç Öğreniyor
Handan Akın
Şirinler köyüne ilkbahar erken gelmişti. Karlar erimiş, ağaçlar çiçek açmıştı. Köyün her köşesinden neşe içinde, mavi şirincikler çıkıyor etrafı şirin şarkılarla şenlendiriyordu.Öte yandan, Gargamel'in yıkıntı şatosunda, mutsuzluk kol geziyordu. Gargamel, kedisi Azman'la şirinleri yakalamanın yollarını düşünüyordu. Çok zengin olmak isteyen Gargamel şirinleri yakalamak ve altına dönüştürmek istiyordu.
Oyun
Oyunların Şahı- Şevki Hacıoğlu
Oyun, çocukluğumuzun en güzel etkinliklerinden biridir. İnsanoğlu oyun oynamaktan her zaman büyük bir keyif almıştır. Genel anlamda insanların
geçmişten bugüne yaptığı ve yarattığı herşey kültür olarak tanımlandığına göre, oyun da kültürün temel taşlarından biridir. Oyun sayesinde iletişim kurulur; paylaşım, fikir üretme, seçim yapma, karar verme, yenme, yenilme öğrenilir. Birçok oyun türü geliştiren insanoğlu, oyun oynamayı, kendini ifade etme ve sergileme biçimi olarak görmüştür.
Oyunlar genelde eğlence amaçlı, gösterişe dayalı, şansa bağlı, kazanma kaybetme üzerine kuruludur. Yarış ve mücadele üzerine kurulu oyunların içeriği ve kapsamı ne olursa olsun tek bir amacı vardır: Rakibe üstün gelmek.
Her çağın saplantı yaratmış oyunları vardır. Tarihsel süreç içinde bakıldığında öncelikle fiziksel beceriye dayanan, at üstünde oynanan çevgan (polo), cirit, okçuluk, atletizm, güreş ve benzeri oyunlar, savaşın
fiziksel ihtiyaçlarından doğmuştur. Batıda olduğu gibi halkı fiziken ve ruhen güçlendirmek için futbol, voleybol, eltopu, sutopu, basketbol, beyzbol, tenis, kriket, masa tenisi gibi top oyunları, kurallara bağlı bir spor disiplini niteliği kazanmıştır. Zeka becerisine dayalı, gelişmiş bir kurama sahip satranç, beyin sporu olarak zamanla bir disiplin içine girmiştir. Dünyanın belki de en ünlü strateji oyunu satrançtır. Satranç, tüm karmaşıklığına rağmen en zengin düzeyde strateji içerir. Savaşı zihinlerde canlandırıp savaş hakkında düşünmemizi sağlayan satranç, şema üzerinde plan yapan hükümdar veya komutanların taklididir. Satranç oyuncusu ise, oyun tahtasında bir orduyu yöneten kişidir. Teori, pratik, strateji, taktik yönü ağır basan bu oyunda şans, hazırlıklı ve donanımlı olandan yanadır.
Ancak, burada, strateji ile taktiği kısaca tanımlamak gerekir. Strateji, generallik sanatı anlamına gelen, Yunanca "strategos" sözcüğüne bağlanır. Sözlükler stratejiyi şöyle tanımlıyor:
"Bir amaca ulaşmak için izlenmesi gereken ana yol."
"Büyük çaplı operasyonları planlama ve yönetme bilimi."
"Düşmanla gerçek bir karşılaşmada kuvvetlerini ondan önce davranarak en avantajlı konuma yerleştirme bilimi."
Bu tanımlara göre strateji, bir ordunun amaçları için kullanıldığında, "savaş sanatı"dır. Kısaca strateji; geleceği kontrol altına almak için düşünüp tasarlamak ve hazırlanan planı uygulamaktır. Nerede olduğumuzun, nereye
varmak istediğimizin ve oraya nasıl ulaşacağımızın hesabıdır.
İyi bir strateji oluşturmak için, savaşın doğasını, özellikle onun siyasi ve psikolojik boyutlarını anlamak gerekir. Stratejide öncelikle hesaba katılacak güçler, hareket halinde olan oyunculardır. Bir stratejiye gereksinimimiz olduğuna inandığımız zaman, bir çeşit rekabet ortamına gireceğimizi anlarız. Rekabet kavramının
kabulü ile, stratejinin en saf yorumu ortaya çıkar: Strateji, "kazanma sanatı"dır. Nasıl kazanılır sorusu, her süreçte tanımlanır. Bu, savaşarak değil, "güç" yerine "akılla" kazanmaktır.
Yaşamdaki olayların bize gösterdiği gibi,kazanmak ve kaybetmek görecelidir veya bir başka deyişle, kazanmak ve kaybetmek komşudur. Bu nedenle stratejinin temeli, ilerlemek ve ileride kalmaktır. Olayların akışını değiştirecek bilgiye sahip değilseniz, beklenmedik değişimlere hazır olmalısınız. Strateji, kendinizi rakiplerinizden farklı kılmakla ilgilidir. Stratejiyi ne kadar iyi anlarsak, başarı için doğru stratejiyi seçme şansımız o kadar yüksek olur. Öncelikle bilinmesi gereken, strateji öğrenmeyi sürdürmemiz gerektiğidir. Başarıya giden yol, doğru stratejiyi uygulamaktır.
Öte yandan, strateji ile içiçe olmakla birlikte, taktik, bir fikirdir. Taktik aradığımız zaman bir fikir arıyoruz demektir. Ama taktik tek başına yetersizdir. Süreci tamamlamak için, taktiği stratejiye dönüştürmek gerekir. Stratejinin amacı, taktiği daha etkin kılmak için, varolan araçları ve kaynakları seferber etmektir. Bir başka deyişle, taktik çiviyse strateji çekiçtir. Yaşamın kendisi gibi strateji de yolculuğa odaklıdır.( Sonuçlar – Yollar – Araçlar ). Hedeflenmiş sonuç, yeni yollar yaratır. Yollar, varolan araçlardan yararlanabileceklerini kullanır ya da yeni araçlar yaratır.

Küçük Piyoncuk
Nasıldı? Merak ettiği şeyi nihayet öğrenecekti Küçük Piyoncuk... Bir insanla ilk buluşması idi. Ufacık bir el içinde hayat bulmuştu. Başkaları da vardı. Çok kalabalıktılar. Anlayamadığı; hep bir aradayken kardeş gibiydiler. Ama iş onlarla oynamaya gelince rakiptiler altmış dört kare üzerinde.
Etrafa bakındı, aydınlıktı her yer. İki ufak çocuk bir masa başında satranç oynamaya hazırlanıyorlardı.Peki, kimin kahramanı olacaktı Küçük Piyoncuk? İlk kez kendisiyle satranç oynanacaktı. “Benim rolüm nedir?” diye merak ediyordu. Diğer yedi piyon tıpatıp kendinin aynısıydı. İçini bir hüzün kapladı, “Ne çok benden var” diye...
Devamını oku...Bugün 23 Nisan
Türk ulusunun 90 yıl önce ulusal egemenliğinin kayıtsız ve şartsız milletine ait olduğunu dünyaya duyurarak Büyük Millet Meclisini açtığı gün. İşgale, işgalciye, işbirlikçiye, din tüccarlarına, gericilere, padişaha, kula kulluğa karşı; aklın, bilimin, özgür düşüncenin, milletin temsilcilerinin bir çatı altında toplanıp, ulusun kaderini belirleyecek kararlar almaya başlamalarının yıldönümü.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından ulusun kaderini belirleyen meclisin açılış gününün, yaşamımızın anlamı, varlığımızın güvencesi çocuklara armağan edildiği gün. Zorluklardan, imkansızlıklardan, acılardan zaferlerle çıkmış bir ulusun, "her şey sizin için" diyerek çocuklarına bayram ettiği, hiç bitmeyecek bir var oluşun kutlandığı gün 23 Nisan.
Bu cennet ülkede önce ve daima çocuklar mutlu olsun.
Dünyada benzeri olmayan ilk ve tek ve en anlamlı bayramımız.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun.
Devamını oku...Her 19 Mayıs Günü Atatürk'ü Saygıyla Anacağız
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız
KUTLU OLSUN

Atatürk'e Saygı, Bayram Ve Satranç Sevgisi.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında, 23 Mayıs günü, Mazhar Zorlu Anadolu Teknik Lisesinde satranç turnuvası düzenlendi. Katılımcılar Bornova ilçesindeki anaokullarındaki miniklerden teknik liselerde öğrenim gören gençlere, İzmir'deki çeşitli kulüplerden bireysel katılımcılara kadar geniş bir yelpazeden oluşuyordu.
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen turnuva, Abdullah İlhan Anısına Bornova'da üç yıl önce başlayan bir gelenekle, katılım ücreti alınmayan, ilk turda masalarda suları ve çikolatalarıyla hazır, sporcu ve velilere öğle yemeği ikram edilen, gün boyunca çayların hiç tükenmeden ücretsiz olduğu, satranç severlere verilen önemi gösteren, kimsenin eli boş gönderilmediği bir turnuva modeliydi.
Devamını oku...Fatih Sultan Kara Büyüye Karşı
Bir zamanlar, büyünün hâkim olduğu, akılların anlam veremediği, olağanüstü sihirler yapılırmış. İşte o yıllarda Fatih Sultan'ın İstanbul'u ele geçirmesiyle büyü yasaklanmış. Büyü yapan ve yaptıranları ya cezalandırıyor ya da ülkeden kovuyormuş.
İşte bu kovulanlardan biri de büyücü Horhor'muş. Ülkesinden kovulmayı hak etmediğini düşündüğü için, İstanbul'a saldırı planları kurar olmuş. Kendisi gibi sınır dışı edilen tüm sihirbazları ve büyücüleri bir araya toplayarak bir ordu kurmaya karar vermiş. Sadece büyücülerin görebildiği, sihirli bir kağıda: "Sen de özgür olmak ve Fatih Sultan'dan intikam almak istiyorsan Lanetli Göle gel." diye yazmış ve büyücülere göndermiş.
Devamını oku...Bir Satranç Öyküsü - Stefan Zweig
Yorum : Handan Akın
Stefan Zweıg’ın "Bir Satranç Öyküsü" adlı kitabını ilk okuduğumda bana masalsı gelmişti. Çünkü satranç oyununda on hamle ileriyi görmek, benim için imkansız sayılacak kadar zordu.Hangi satrançsever ,bu tür bir yeteneğe sahip olmak istemez ki ?
Olay; New York’ tan hareket edip, Buenos Aires’e giden bir gemide geçiyordu. Bir grup satrançsever, Dünya Şampiyonu Mirko Czentoviç’i satranç oynamaya davet ettiler.Doğal olarak böyle bir şampiyonla oyun oynamak kendilerine pahalıya patlamıştı.
İlk oyunu sıkıntı çekmeden Mirko Czentovıç aldı. İkinci oyunlarında kaybetmek üzereyken, Kırk beş yaşlarında ki Dr. B.’ nin dışarıdan müdahale etmesiyle kazanç sağladılar.
Monk Ve Katilin Satranç Oyunu
Bu hafta (7. Sezon-2. Bölüm) MONK adlı dizi oldukça ilginçti. Çünkü IQ'su 180 olan usta satranç oyuncusu PATRİCK KLOSTER ile O'nun karısını öldürdüğünü ıspatlamaya çalışan MONK arasında adeta satranç oyunu oynandı.
LİNDA KLOSTER Monk'a giderek kocasının onu öldüreceğini söyler ve bu olaydan sıyrılmasına izin vermemesini ister.Fakat aynı gün Linda kalp krizi geçirerek ölür.
Bundan sonra Monk ile Patrick arasında satranç oyunu başlar.
Devamını oku...İzmir'de Tarihi Bir Nikah Töreni
29 Ocak 1925 saat 17:00, önemli bir nikah töreninin İzmir'de tarihe not düşüldüğü gün. Uşakizadelerin evinin salonunda az bir misafir ile toplanılmış. Adet olduğu üzere günlerden Perşembe değil Pazartesi. Gelinin üzerinde sade bir kıyafet ve başında ipek bir başörtüsü, damatta lacivert bir takım elbise var. Evlenecek çiftler, adet olduğu gibi kendileri nikahta bulunmadan onların yerlerine vekillerine nikah kıyılmasını istememişler. Nikah masasına birlikte oturmuşlar. Damadın şahitleri Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir, Gelinin şahitleri ise İzmir Valisi ve Belediye Başkan Vekili Abdülhalik Renda ve Başyaver Salih Bozok.
Kuralsızlık Bir Kural Olabilir mi?
Türkiye Satranç Federasyonu tarafından düzenlenen 2009-2010 etkinlik dönemi Türkiye Çocuk Ligi yönergesinin aşağıda eklediğimiz 9. Madde- İtirazlar bölümünde aşağıdaki şöyle yazıyor.
İl ve ilçelerde itiraz kurulu oluşturmayıp Baş Hakem kararını son karar olarak belirlemek ne kadar doğru bir karar?
Buna neden gerek duyulmuş olabilir?
Takımların UKD ortalaması,
Buna bağlı olarak yapılan eşlendirme,
9 Eylül Satranç Derneği Hediyelik Eşya Fuarında
9 Eylül Satranç Derneği, dernek faaliyetlerini duyurmak, satrancı sevdirmek, satranç yayınları ve malzemelerini tanıtarak satrancın yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla, Düşün Satranç Merkezinin de katkılarıyla hediyelik eşya fuarına katılacaktır.
17-31 Aralık tarihlerinde İzmir uluslararası fuar alanı 2 nolu sergi salonundaki standımıza tüm satrançseverleri bekliyoruz.
Devamını oku...İzmir'de Yeni Bir Yetenek: Serkan Soysal
27 Aralık 2009 günü sona eren İzmir Yaş Grupları Birinciliği 14 Yaş Altında Serkan Soysal 7 Turun sonunda birinci oldu.
Turnuvaya İzmir'in 33 km uzaklıktaki tarihi ilçesi Menemen'den katılan Soysal,satranca olan sevgisi ve çalışma azmiyle başarıyı kısa sürede yakaladı.Menemen Şehit Kemal İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencisi olan Serkan,satranca 2 yıl önce başladı.
İlk Üç:
1-Serkan Soysal..5.5 puan
2-Ozan Cingöz.....5 puan
3-Mehmet Berkan Bilgili...5 puan
8 Mart 2010 : Dünya Kadınlar Gününde Türkiye'de Kadın Olmak
Ülkemizde dört buçuk milyon kadın okuma yazma bilmiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın vekil oranı yüzde dokuz. Lise ve daha üstü eğitimli 18-24 yaş arası kadınların yüzde 39,6sı işsiz. Eğitim gören yüz kadından sadece ikisi üniversiteye gidebiliyor. Üniversitelerde öğretim elemanlarının yüzde otuzu kadın. Türkiye’deki kadınların yüzde kırkı görücü usulü ile evleniyor. Yılda iki bin beş yüz kadın anne olmak isterken yaşamını yitiriyor. Aile içi suçların yüzde seksen yedisi kadınlara karşı işlenmiş. Kadın ailelerin yüzde otuz dördünde fiziksel, yüzde elli üçünde sözlü şiddet görüyor. Kadınların yüzde elli beşi doğum kontrol uygularken yüzde altmış dördü hamilelik döneminde doktora gitmiyor.
Her Şey Senin İçin Çocuğum
Her şey senin için çocuğum,
Sen geleceğimizsin. Bu gerçeğin bilincinde olarak biz de senin geleceğini planladık: Seni sokaklardan koruduk, beton apartmanlarda büyüttük. Kafesteki kuş gibi nazlısın artık. Parklara bahçelere artık ihtiyaç olmadığından onları da ranta çevirdik. Her tarafı bina ile doldurduk. Sakın bizim için "açgözlü" deme. Doymak da zor be çocuğum!
Ozon tabakasının delinmesine, Küre'mizin ısınmasına neden olsa da sanayileşmemiz senin geleceğin içindi. Ormanları talan ettiğimiz yazılıyor, çiziliyor... Oysaki kimse görmüyor mu onların altında yatan değerli madenleri! Zenginliklerimiz yer üstüne çıkmalı ki; siz çocuklarımız refah içinde yaşasın! Ağaç dediğin nedir ki? Her şey bir fidana bakar!...
Eğitim geleceğini planladık; yılmadık defalarca planladık. ÖSS, ÖYS, ÖSYS, LGS, OKS, DGS, YGS, LYS, SBS... Hepsi senin geleceğin içindi. Bıkmadan usanmadan planladık. Her seferinde yeniden planladık. Dershaneler açtık. Dershane kantinlerini en önemli sosyal etkinlik alanınız yaptık. Apartmanlardan bozma, handan dönme dershaneler... Hepsi senin içindi... Pek çok çocuk dansla, tiyatroyla, oyunla zaman harcarken biz sizlere ciddi gelecek hazırladık. Her sene daha erken yaşta dershaneye gitmeni sağlayacak planlar ürettik. Sen yorulma diye testler ürettik. Seçme şansını kullanasın diye hepsi de çoktan seçmeli...
Hızlı büyümen için fast food yiyecekler yaptırdık. Öyle ki; bir sene açıkta bırakmışlar da; ne bozulmuş ne de böcekler yemiş... Çikolatalar, şekerlemeler, bisküviler, cipsler... Hepsi senin için. Renk renk, şekil şekil. Parası yeterli olmayana da çay ve simiti reva gördük!...
Satranç turnuvaları düzenledik. Siz çok sevdiniz bu oyunu. Bir masanın etrafında eşit koşullarda rakibinizle el sıkışarak her seferinde yeni maceralara sürüklendiniz. Akın akın katıldınız önce. Sonra yavaş yavaş azaldı sayınız. Büyüdükçe daha mesafeli durmaya başladınız bu spora. Zaten herkesin oynaması da gerekmiyor. Rant kapısı olabileceksen devam edersin. Etmezsen seçenek çok çocuğum. Televizyon seyredersin. Dizi filmler ürettik ailece oturup izleyin diye. Olmadı yarışma programları izlersin. Hayata kısa yoldan atılmanın yöntemlerini görürsün. Bilgisayar oyunları hazırladık kimseye ihtiyacın olmadan tek başına saatlerce oynayabilesin diye...
Benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Kısacası, her şey senin için çocuğum!
![]()
Topaltı İlköğretim Okulunda Satranç Var
Bir Kitap : Son Hamle - Ronan Bennett
Satranç Ve Eğitim
Olimpos Dağında Satranç Turnuvası
9 Eylül'den Yeni Haberler
9 Eylül Satranç Derneği 1. Olağan Genel Kurulu Bugün
Babalar Gününüz Kutlu Olsun
Abdullah İlhan'ı Saygıyla Anıyoruz.
Ali Ulusoy'dan Dama Literatürüne Yeni Bir Katkı
Pırıltılı Resimler 2010 - 01
Satranç Oynamaktan Korkan Minik Yürek
Kitap Okuyalım
Türklerde Çam Bayramı
Pırıltılı Resimler Nisan 2010
Çocuklar İçin Bir Kitap: Kim Haklı Kim Haksız
Şirinler Satranç Öğreniyor
Oyun
Küçük Piyoncuk
Bugün 23 Nisan
Her 19 Mayıs Günü Atatürk'ü Saygıyla Anacağız
Atatürk'e Saygı, Bayram Ve Satranç Sevgisi.
Fatih Sultan Kara Büyüye Karşı
Bir Satranç Öyküsü - Stefan Zweig
Monk Ve Katilin Satranç Oyunu
İzmir'de Tarihi Bir Nikah Töreni
Kuralsızlık Bir Kural Olabilir mi?
9 Eylül Satranç Derneği Hediyelik Eşya Fuarında
İzmir'de Yeni Bir Yetenek: Serkan Soysal
8 Mart 2010 : Dünya Kadınlar Gününde Türkiye'de Kadın Olmak
Her Şey Senin İçin Çocuğum
- Dernek Genel Kurulumuz Coşkuyla Yapıldı
- 9 Eylül Satranç Derneği 1. Olağan Genel Kurulu Bugün
- Monk Ve Katilin Satranç Oyunu
- Ali Ulusoy'dan Dama Literatürüne Yeni Bir Katkı
- Abdullah İlhan'ı Saygıyla Anıyoruz.
- İzmir'de Yeni Bir Yetenek: Serkan Soysal
- Türklerde Çam Bayramı
- 9 Eylül Satranç Derneği Hediyelik Eşya Fuarında
- Çocuklar İçin Bir Kitap: Kim Haklı Kim Haksız
- Hakem Ahlak Kuralları




